Anasayfa Gezi notları Barcelona 201: Barcelona’da Az Bilinen Gezilecek Yerler

Barcelona 201: Barcelona’da Az Bilinen Gezilecek Yerler

yazan Ender

Bienvenidos! Bu yazıya geldiyseniz tahmin ediyoruz ki Barcelona 101 yazımızda önerdiğimiz Barcelona’da gezilecek yerleri çoktan fethettiniz ve daha fazlasını istiyorsunuz. Doğru yerdesiniz! Bu yazıda Barcelona’nın turistler tarafından bilinmeyen veya daha az bilinen yerlerinden bahsedeceğiz. Önerilerimizden bazıları turistik yer olarak değerlendirilebilirken bazı yerler Barcelona’nın yerelleri neler yapıyor, nasıl eğleniyor görmeyi, öğrenmeyi isteyenler için.

Eski Sant Pau Hastanesi (Sant Pau Recinte Modernista)

2009’dan beri görevine sanat ve etkinlik merkezi olarak devam eden Sant Pau, Sagrada Familia’ya yürüme mesafesinde yer alıyor. Hastanenin tarihi 1400’lere dayansa da ilk binası burada değil, Raval’daymış. Orası artık yetersiz gelince 1900’lerin başında bahsimize konu olan binaların yapımına başlıyor. Yeni hastanenin yapılacağı arsanın sahibi olan Katalan bir bankacı vasiyetinde hastanenin teknoloji, mimari ve tıptaki en son yenilikleri bir araya getirmesi ve Aziz Paul’a adanması gerektiğini belirtir. Sonuç Sant Pau Hastanesi olur. Bu görevi vasiyete uygun yerine getirecek kişi olarak ise Gaudi’nin de parçası olduğu Katalan Modern mimari akımının önemli temsilcilerinden biri olan mimar Lluís Domènech i Montaner‘dir. Palau de la Música Catalana bu mimar abimizin bir başka ünlü eseridir ki, ailecek ona da ağzımız açık bakıyoruz.

Domènech, projesini hazırlarken Avrupa’nın en modern hastanelerinden ilham almış. Sanitasyon ve hijyen konusundaki en son düşünceleri benimseyerek, bahçelerle çevrili ve yeraltı tünelleri ağıyla birbirine bağlanan bir dizi ayrı pavyon olarak organize edilmiş bir hastane tasarladı. Domènech’in orijinal planı toplam 48 binadan oluşsa da, aslında sadece 27’si inşa edildi ve bunlardan sadece 16’sı orijinal Modernista planına göreydi. Hastane nihayet 1930’da açılır ve 80 yıl boyunca hastane olarak hizmet eder. 1997 yılında ise UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne eklenir.

Günümüzde ücretsiz olarak hastanenin ana binasının ön yüzünü görebiliyorsunuz. Sadece ön cephesi bile o kadar havalı ki insana bu nasıl hastane dedirtiyor. İçeride ise ana binayı ve bazı pavyonları görebiliyorsunuz. Pavyonlardan birinde eski hastane eşyaları, yatakları görülebiliyor.

Maalesef 15 Euro‘luk giriş ücreti Barcelona’daki birçok turistik yer gibi can yakıyor. İçine girmeseniz bile mutlaka ön cephesini görün! Biz kendilerini bir Müze Gecesi’nde görme şansına erişmiştik.

Casa Vicens (Bir Başka Gaudi eseri)

Gaudi’nin her eseri çizginin dışında. Ancak bu evde başka bir şeyler var. İşte size Gracia’da kaçırmamanız gereken ve birçok turistin es geçtiği Gaudi’nin ilk eseri: Casa Vicens.

Seneler 1883 yılını gösterdiğinde zamanın zengin bankacılarından Vicens, Gracia köyündeki yazlığını yapması için genç Gaudi’ye bir şans verir. Gaudi’nin hem tasarladığı hem inşa ettiği ilk eser ve Modernizm akımının Katalonya’daki ilk örneği olan Casa Vicens’in hikayesi böyle başlar. Yapımı 1885’e kadar devam eder. 1885’ten günümüze ev ve bahçede birtakım değişiklikler yapılsa da çoğunlukla orijinaline dokunulmamaya çalışılmış.

Bu lego-vari enteresan eseri en azından dışarıdan görmeden Barcelona’dan gitmeyin!

Gracia Semti (Yerel deneyim)

Canımız Gracia, önceleri bir veya iki katlı bahçeli villaları olan, dar sokakları olan bir köy olarak geçiyor. Köy dediğimize bakmayın, sokaklar dar ama sanki cetvelle çizilmiş gibi. Semt pazarları, meydanları, kiliseleri her şey belirli bir nizamda dağılmış.

Zamanla deniz tarafından yer alan Barcelona şehri büyümüş ve sınırları dağ tarafına yakın olan Gracia’a kadar uzanmış. Bir noktada Gracia, Barcelona’nın bir parçası olmuş. Aslında şehir merkezinden çok uzak olmasa da birçok turistin gözden kaçırdığı, daha çok yerellerin özellikle de gençlerin akşamları buluşma noktasıdır Gracia. Gracia’nın butik işletmelerini, atölyelerini, kafelerini, meydanlarını, daracak sokaklarını biz çok seviyoruz.

Bu semtte bizi en keyiflendiren şey belki de buranın insanlarının meydanlarda arkadaşlarıyla, aileleriyle toplanması bir şeyler yiyip içip muhabbet etmesi, aman üstüm kirlenecek demeden yerlerde oturması, uzanması, oyunlar oynaması.. Meydanlardan yükselen bu enerji size de yansıyor.

Unutmayın ki Gracia, Sarria gibi semtleri müze veya tarihi eserler barındırdığı için önermiyoruz. Bu semtler buranın insanlarının yaşadığı, takıldığı, kendi halinde ama dolaşması, gezmesi, gece takılması keyifli yerler.

Peki Gracia’da mutlaka görmeniz gereken yerler nereler?

Öncelikle iki önemli meydanı es geçmeyin: Plaza de la Villa de Gracia ve Plaza de Sol. Birbirine yakın bu iki meydan birçok etkinliğin, festivalin merkezidir. Plaza de la Villa de Gracia, bunun da ötesinde Gracia’nın tarihi merkezidir. Ortasında bir saat kulesi, kule etrafında ise birçok kafe ve bar yer alır. Eski belediye binası(La Casa de la Villa) da buradadır. Geziye buradan başlayabilirsiniz. Plaça de Sol biraz da küçük olsa da çoğu zaman hınca hınç doludur. Sol meydanından birazcık yana doğru giderseniz Revoluocion meydanı‘nı(Plaza de la Revolución) bulursunuz. Diğerleri kadar karakteristik olmasa da meydanın sağ alt köşesindeki işlemeli yer karoları dikkat çekicidir. Diğer bir önemli özelliği ise Gracia’nın en tatlı ve ağaçlı sokaklarından bir tanesi olan Carrer de Verdi burada başlar ve yukarı doğru gider. Sıra sıra bir sürü kafeler, barlar, butik dükkanlar dizilmiştir. Sinema meraklıları geçmişi 1926’lara dayanan Cine Verdi‘de film keyfi yapabilir. Verdi caddesinden sonra ise önce Plaza de la Virreina‘ya oradan da Plaça del Diamant‘e Asturies caddesi(Carrer d’Astúries) üzerinden gidebilirsiniz. Bu meydanlar yine gençlerin takıldığı enerjik alanlar. Astúries Caddesi ise Verdi gibi gayet keyifli ve canlıdır. Caddenin sonu ise sizi Gran de Gracia caddesine getirir. Buradan çok yakın konumdaki Casa Vicens’e gidebilir, cadde boyunca aşağı doğru Passeig de Gracia’ya yürüyebilir ya da Fontana metro durağından(L3) dilediğiniz yere gidebilirsiniz.

Daha önce Barcelona festivalleri yazısında bahsettiğim gibi Gracia’nın sokak festivali pek ünlüdür. Ağustos’un 2.-3. haftasında burada olursanız mutlaka görün!

Rambla del Poblenou ve Poblenou Sahili (Yerel deneyim)

Poblenou 1990’lara kadar Barcelona’nın önemli bir sanayi semtiymiş. Tabi şehir artık dolup taştığı için bu bölgedeki birçok fabrika zaman içerisinde şehir dışına kaydırılmış. Kalan fabrika binalarının ise bir kısmı kentsel dönüşüme girerken bir kısmı sanatçılara mesken olmuş. Poblenou’da Eixample’deki o havalı binaların, estetik seviyenin belki kırıntılarını bulabilirsiniz. Ancak Poblenou çok farklı yönlerde tatmin edici seçenekler sunuyor. Sanat galerileri, butik atölyeler, gençlik merkezleri, hipster ortamları, teknoloji ofisleri, şehrin yerellerinin takıldığı Mar Bella, Bogatell gibi plajlar ile kendini diğer semtlerden ayırıyor diyebiliriz.

İlk kez Poblenou’ya gelenler için önerimiz Rambla de Poblenou‘ya boyunca takılıp sahile kadar yürümeleri olur. Rambla, ağaçlıklar altında, güzel evlerle dolu ve her daim canlı oluyor. Yerel pazarlara da denk gelebilirsiniz. Caddenin sonunda ise önce Poblenou parkı sonrasında ise Bogatell ve Mar Bella plajları sizi bekliyor. Buraları Caddebostan gibi düşünebilirsiniz. Parkın bir köşesinde yer alan kaydırak parkında kaykaycıları, patencileri izlemek de keyifli oluyor. Sonunda da kendinizi plajlara atıp ferahlayabilir ya da sahil boyunca yürüyüş yapabilirsiniz.

Model Hapishane

Karşınızda İspanya’da siyasi tarihinde de önemli bir rol oynamış bir hapishane var.

Model’in yapılış amacı adı gibi örnek bir hapishane olmasıymış. Yapımına 1887 yılında bugün Barcelona’nın en gözde semtlerinden birisi olan Eixample’de başlanıyor. Tabi o zamanlar Eixample şimdiki gibi değilmiş. İlginç mimarisi hapishanenin kontrol ve gözetimi ön plana alınarak tasarlanmış. Nihayet 1904 yılında kullanıma açılmış ama isyanlar, infazlar, firarlar derken kısa sürede Model modellikten çıkmış..

Takvimler 26 Ocak 1939’u gösterirken Franco’nun birlikleri Barcelona’ya girer. Bu hapishane için de yeni bir dönem demektir. Artık Franco rejimine karşı olanların yeni adresidir(bir nevi Silivri, Mamak veya Diyarbakır cezaevleri).

1974 yılında önemli bir idama sahne oluyor. Dönemin silahlı anarşik gruplarından birine üye olan Salvador Puig Antich, banka soygunu ve polis öldürmekten hapse atılır ve idamına karar verilir. Kendisi hareketin öncülerinden falan olmasa da 1974 yılında garrote yöntemiyle idam edildiğinde bir tepkimeye neden olmuş ve diktatörlüğün sonunu getiren yolu açmış. Ayrıca garrote yöntemiyle İspanya’da infaz edilen son kişiymiş. Hapishaneye girince soldaki ilk odada Puig’in idam edildiği yerde şimdi bir karanfil var.

Model toplamda 113 yıl kadar hizmet edip nihayetinde 2017 yılında kapatılıyor. O zamandan beri ise sadece ziyaret amaçlı açık durumda. Model’in yeni görevi yeşil ve kültürel alan olarak halkın kullanımına açılması. Ziyaret edecek olursanız hapishanenin duvarlarını dışarıdan dolaşıp grafitileri de görün.

Horta Labirent Park

Labirent Park, çok önceleri İtalyan tarzı bir malikane ve bahçesi olarak yapılmış ancak sonraları yine İtalyan, Fransız ve Katalan dokunuşlarıyla neoklasik bir bahçe-müzeye dönüşmüş.

Parkın girişindeki kütüphane binası, parkın üst tarafındaki köşk, dört bir yana yayılmış heykeller ve bahçe arasından geçen romantik kanal ile çeşit çeşit ağaçlarıyla çok keyifli ve fotojenik bir bahçe.

Labirenti çözerseniz aşkı bulabilir misiniz bilmiyoruz ama Eros’a bi sorabilirsiniz 😉 Labirent deyince gözünüz korkmasın öyle devasa bir alan değil. Hayat gibi yanlış yapa yapa eninde sonunda doğruyu bulabilirsiniz 🙂

Metro ile kolaylıkla ulaşabileceğiniz bu park Horta semtinde yer alıyor. Giriş ücreti ise 2.23 Euro

Konum: https://goo.gl/maps/mzV5tEDgoh2JmSta8

Bunkers (Sığınaklar) (MUHBA Turó de la Rovira)

Şehirleri kuşbakışı izlemeyi seven kim var? Hem de 360 derece! Siz de bizdenseniz sizi geçmişi iç savaş dönemine dayanan ama günümüzde gençlerin revaçtaki merkezine götürelim.

Barcelona’nın diktatörlük dönemi miraslarından birisi sığınaklar manasına gelen bunkers. O dönemde şehri uçaklara karşı vs korumak için tepenin üstüne inşa edilen uçaksavar bataryaları ve sığınaklardan oluşuyor. Günümüzde ise gençlerin müzik dinleyip, Barcelona manzarasına karşı demlenmek için bir araya geldiği bir seyir noktası.

bunkers barcelona
Bunkers’tan Barcelona

Ulaşım için tasviyemiz Plaza de Cataluña”dan 22 numaralı hattı kullanıp Ronda St Pere – Pg de Gràcia durağında inmek ve yolun kalanını tırmanmak. Dönerken ise geze geze aşağıya Sant Pau Hastanesi, Sagrada Familia tarafına doğru inilebilir.

Encants Bitpazarı

Karşınızda Barcelona’nın en eski bitpazarı! Tarihi 1300’lere dayandığı söylenen bu bitpazarı, zaman içerisinde birçok kez yer değiştirse de varlığını sürdürmeyi başarmış. Bugünlerde modern ve dikkat çekici bir çatının altında 3-4 katta yüzlerce satıcıya ev sahipliği yapıyor. Avrupa’da eski usül mezat yöntemiyle(açık arttırma) satış yapan tek yer olduğu söyleniyor(muhtemelen İstanbul’dan haberleri yok).. Eğer bu mezata tanık olmak hatta bir şeyler almak istiyorsanız günün erken saatlerinde buraya gelmelisiniz. Peki burada ne bulabilirsiniz? Hem Salıpazarı tarzı üst, baş gibi hem de ıvır zıvır elektronik eşyalar, ikinci el eşyalar, antikalar, vintage ürünler vs dünya kadar şey var.

encants market barcelona

Pazarın açık olduğu günler: Pazartesi, Çarşamba, Cuma ve Cumartesi 9-20 arası

Mezat günleri: Pazartesi, Çarşamba, Cuma 8-9.30 arası

Güncel tarihlerden emin olmak için resmi sitesini kontrol etmek de fayda var.

Ulaşım için en yakın metro durağı Glories. L1(kırmızı) metro hattı ile Plaza de Cataluña’dan direk ulaşım sağlayabilirsiniz.

Glories için bir dip not düşelim. Barcelona haritasına bakarsanız şehri köşeden köşeye bağlayan iki bulvar vardır. Bunlar Diagonal ve Meridiana bulvarlarıdır. Bu iki bulvarın kesişim noktası ise Glories’tir. Yani bir nevi Barcelona’nın en stratejik konumlarından birisidir.

Sant Antoni Semt Pazarı

Barcelona’da her semtte üstü kapalı kalıcı bir semt pazarı olur. Balıkçı, market, kasap, lokantalar başta olmak üzere çeşit çeşit dükkanlar yer alır. La Rambla’da yer alan Mercado de La Boqueria bu konuda en ünlüsü olsa da bizce Sant Antoni mimarisi itibarıyla diğer semt pazarlarından ayrılır. Yapı 6 düzlemin ortada buluşturulmasıyla oluşturulmuş. Unutmayın ki burası turistik değil yerel bir pazardır. O nedenle La Boqueria’da gördüğünüz her şeyi göremezsiniz.

Bu ilginç tasarımın arkasındaki isim ise tarihte hakkı biraz yenmiş bir mimar olan Antoni Rovira i Trias‘dir. Kendisi Barcelona şehir planlanması için proje sunmuş hatta kazanmış. Ancak merkezi hükümetin paralel bir proje yarışması yapması ve dayatmasıyla Cerda’ya karşı kaybetmiş.

sant antoni market barcelona
Sant Antoni Semt Pazarı

Pazartesi’den Cumartesi’ne, 8-20.30 arası açıktır. L2-Sant Antoni ise en yakın duraktır. Plaza de Cataluña’dan yürüme de geze geze ulaşılabilir bir mesafede yer alır.

Semt pazarı seviyorsanız, bonus tavsiyemiz ise Mercat de la Concepció olur. Aynı mimarın(Rovira) elinden çıkmış olan Mercat de la Concepció, Eixample’de yer alır ve Valencia caddesi üzerindeki çiçekli girişi pek güzeldir.

Pedralbes Manastırı

Pedralbes 700 yıla dayanan bir geçmişe sahip, Barcelona şehir merkezindeki en önemli manastırdır. Tabi şehir merkezinde manastırın ne işi var diyebilirsiniz. O zamanlar ulaşım açısından çok uzak olmayıp, şehrin koşuşturmacasından uzak bir konumdaymış. Günümüzde ise Sarria semtine çok yakın konumdadır.

Kraliçe Elisenda de Montcada, hem manastırın yaptırılmasında önemli rol oynuyor, hem de ölümü sonrasında mirasının büyük çoğunluğunu bırakarak manastıra büyük katkıları oluyor. Kendisinin mezarlığı da manastır içerisinde yer alıyor. Hatta bu mezar çift taraflı olmasıyla dikkat çekiyor. Mezarın kilise tarafında kalan kısmında kraliçenin kraliçe yönü gösterilirken, manastır tarafında tövbekar bir dul olarak görülür.

Manastır bir tepenin yamacına yapılıyor ve yatakhane en üstte, kilise orta katta, yani maddi ve manevi dünyalar arasındaki eşikte ve tahsisler alt katta yer alıyordu. Buna ek olarak, burayı yaptıran kraliçe Elisenda, kralın sağlığını göz önüne alıp, dul kaldığında ailesinin kadınlarıyla birlikte emekli olmak için manastırın yanına mütevazı bir saray inşa ettirir ve ölümü sonrası da yıkılmasını vasiyet etmiş(ablacım kusura bakma da bu nasıl bir israftır böyle). 1983’ten beri ise bir manastır-müze görevi görüyor.

Bina, hem kilise hem de bu tarzdaki en büyük ve en uyumlu yapılardan biri olan üç katlı dehliziyle Katalan Gotik mimarisinin en iyi örneklerinden biridir. Diğer önemli noktalar ise 14. yüzyıldan kalma vitray pencereler, soylulara ait birkaç mezar, orta avlusu ve üç korodur: çatı katı, alt koro ve keşişler korosu.

Pedralbes’e normal giriş ücreti 5 Euro. Yazın ve kışın saatleri değişiyor. Net bilgi için şuradan bakılabilir. Her ayın ilk pazar günü ve her pazar 3’ten sonra ücretsiz olduğunu söyleyelim.

Sarria Semti

Hazır Pedralbes için bu kadar yukarılara gelmişken bir Sarria turu yapın, olmaz mı? Sarria, Gracia gibi şehrin eski yerleşim alanlarından bir tanesi. Bir sürü dar sokak, meydanlar ve güzel evlerden oluşan bir old town kısmı var.

Günümüzde ise daha çok zenginlerin ikamet ettiği bir semt. Öyle ki sokaklarında dolaşırken insanın yüzüne efil efil sukûnet ve nezihlik çarpıyor.

Peki Sarria’a özellikle görmeniz gereken yerler neler?

Sarria, dağlara yakın olması dolayısıyla Barcelona’nın en yeşil bölgelerinden biri. Birazcık yürümeyi göze alırsanız gezmeye Jardines de Can Sentmenat(park/bahçe)’den başlayabilirsiniz. Ardından Parc de Joan Reventós üzerinden aşağı yürüyebilir ve muhtemelen