Anasayfa Gezi notları Barcelona’dan Günübirlik Tarih ve Deniz Gezisi: Peratallada, Vulpellac ve Ullastret Ortaçağ Köyleri

Barcelona’dan Günübirlik Tarih ve Deniz Gezisi: Peratallada, Vulpellac ve Ullastret Ortaçağ Köyleri

yazan Ender

Bugün sizlere çok beğendiğimiz ve birbirine komşu 3 tarihi köy tavsiyesi ile geliyoruz: Peratallada, Vulpellac ve Ullastret. Girona sınırlarında kalan ve Barcelona’ya yaklaşık 1.5 saat mesafede yer alan Ortaçağ köyleri. Barcelona’dan tarihi ve denizi bir araya getiren günübirlik bir güzergah arıyorsanız doğru yerdesiniz.

Köyler, Barcelona’ya yaklaşık 130 km, Girona’ya ise 40 km mesafede yer alıyor. Barcelona’dan gelirken AP-7 otoyolundan gelindiği için geliş rahat. Köyleri gezdikten sonra denizde ferahlamak isterseniz de sahile arabayla ulaşım sadece 20 dakika!

Peratallada

Peratallada’nın methini duysam da açıkçası araştırmamıştım ve beklentilerim de düşüktü. Ancak karşımıza çok güzel, düzenli, canlı ve tarihi bir köy çıktı. Peratallada’nın varlığına dair ilk belgeler 1000 yılı aşan bir geçmişi gösteriyor!

Köye gelmek için C-66 yolundan saptıktan sonra girilen yolda tarihi yerleri görmeye başlıyorsunuz bile. Artık iyice köye yaklaşınca iki tarafı ağaçlarla kaplı kurumuş(ama yeşil) bir dere yatağı karşılıyor. Artık bundan sonra park tabelalarını takip etmek yeterli. Bu arada köyün çevresinde tam 3 tane otopark var. Otopark ücretli. En az 2 saatlik bilet kestirmenizi tavsiye ederiz. Biz Aparcament municipal’a parkettik. Parktan köye girmek ise 2-3 dakikalık yürüme mesafesi. Otoparkta tuvalet de yer alıyor.

Gelelim köyün kendisine. Başta da belirttiğim gibi pek beklentim yoktu ama burası baya güzel bir yer ve turistik olarak bilindik bir yermiş. Bunu ilk olarak zaten dolu otoparktan anlıyorsunuz. Daha köye girerken restoranlar, vermuterialar sizi karşılıyor. Sonra Plaça Major(ana meydan)’a giriyorsunuz ve bildiğiniz köylerden olmadığını anlıyorsunuz. Köyde butik oteller ve hatta bir hostel bile var.

Hava da güzel olunca sarı taşlı evler ve yollar Katalonya’nın sıcak güneşinde parlıyor. Begonvil ve sarmaşıklarla bezenmiş evler insanda sürekli bir fotoğraf çekme isteği uyandırıyor.

Plaça Major’dan ileri devam edince Plaça del Castell‘e varıyorsunuz. Karşınızdaki büyük bina ‘kale’ olsa da daha çok bir hükümet binası, konak gibi duruyor. Hemen sağda Turizm Ofisi yer alıyor. Buradan ücretsiz köy haritasını alabilirsiniz. Harita üzerinde bir turistin ilgisini çekebilecek hem görülecek yerler, hem restoranlar, oteller vb. yer alıyor. Köy çok büyük olmadığı için neredeyse tüm sokaklarına girip çıksanız 2 saate falan gezebilirsiniz. Mutlaka Torre de les Hores‘e çıkmanızı tavsiye ederiz. Buradan tüm köyü kuşbakışı görebiliyorsunuz. Ayrıca kulenin çanına bağlı saat aksamı da baya enteresan duruyor. Kule ve civarına bakınca köyün aslında duvarlarla çevrili olduğunu görebiliyorsunuz. Duvarların dibi ise korunmak için hendek şeklinde kazılmış. Dikkatinizi çekerim buralar toprak değil taş! Yani hendekler taşlar oyularak oluşturulmuş. Köyün ismi de zaten bunu ifade ediyor: pedra(taş) + tallada(oyulmuş).

Kulenin hemen ilerisinde sağda Hotel Restaurant El Pati yer alıyor. Restoranın ortamını biz çok beğendik. Ancak bildiğiniz gibi İspanya’da yemek saatinde içmek için restorana giderseniz sizi güzel masalara değil, kenardaki havasız sıcak yerlere alıyorlar. O nedenle durmadık burada. Yine de bir kafanızı uzatıp bakabilir, fotoğraf çekebilirsiniz.

Yolu bundan sonra Portal de la Verge(tarihi kapı)’ye doğru takip edebilirsiniz. Soldaki binada büyükçe binada sergi/müze gibi şey vardı ancak kapalı olduğundan biz göremedik. Tarihi kapıyı geçerseniz sizi L’església de Sant Esteve kilisesine götürüyor. Kilise açık değildi. Cam kapının ardından içeriyi görmek için 1 Euro verebilirsiniz ama iç tasarım olarak özel bir tarafı yoktu.

Kiliseden gerisin geri dönüp Hospital-Paret caddesini takip edebilirsiniz. Butik işletmelerin de yer aldığı köyün en güzel ve canlı sokaklarından bir tanesi.

Hamsili, Midyeli Dondurma mı!

Hava sıcak olunca Hospital-Paret caddesi üzerindeki dondurmacı da duralım dedik. İlginçtir(daha önce görmemiştik) tuzlu dondurma da yapıyorlar. Aklımda kalan hamsili, midyeli, rocafort peynirli, zeytinli dondurmalardı. Değişik bir şey gördü mü kendimi denemekten alıkoyamıyorum. Dükkanın sahibesinin tavsiyesi üzerine rocafort peynirli ve vanilyalı aldım. Sonuç? Şaka değilmiş gerçekten tuzlu dondurma 😀 Soğuk ve tuzlu bir şeye alışık olmadığım için karışık duygulara itti beni. Denemek için evet ama canınızın çekeceği veya tavsiye edebileceğim bir şey değil. Normal dondurma ise iyiydi.

Bu sokak bizi başladığımız Plaça Major’a geri getiriyor. Köyde belli başlı görülecek yerler böyle.

Peratallada, Katalonya’nın en güzel tarihi köylerinden birisi olarak görülmeyi kesinlikle hak ediyor. Bu özenle korunmuş köy aynı zamanda birçok etkinliğe ve festivale de ev sahipliği yapıyor. https://www.visitperatallada.cat üzerinden etkinlikleri kontrol edebilirsiniz. Geleneksel Peratallada festivali ise Ağustos’un 1. veya 2. haftasında gerçekleştiriliyor.

Vulpellac

Peratallada’dan yaklaşık 10 dakikalık bir yolculuktan sonra ikinci durağımız Vullpellac.

Vullpellac, Perattallada’ya göre oldukça küçük ve daha az sevimli bir yer diyebiliriz. Bu yorumumda, havanın Perattallada’yı gezerken güneşli, Vullpellac’ı gezerken yağmurlu olması önemli bir rol oynuyor olabilir 🙂 Hatta evlerin taşları bile kahverengi diye aklımda kalmış.

Biz aracı belediye binasının karşısına bırakıp Plaça Llarga’ya doğru yürüdük. Zaten burası en geniş caddesi diyebiliriz. Arabalar cadde üzerinde parkettiği için görüntü aslında iyi olsa bile etkisi azalıyor. Kulenin altındaki yoldan kale ve kilisenin olduğu tarafa çıkan dar bir sokağa giriyorsunuz. Kilise ve kaleyi görünce diğer tarafa tekrar yürüdük. Döndün dolaştık ve tekrar Plaça Llarga’ya vardık. Hava yağmurlu olduğundan köyün sokaklarında bizden başka kimse yoktu. Sonuç olarak Vulpellac‘ı kısa sürede gezebilirsiniz.

Ullastret

Üçüncü durağımız ise Ullastret. Bir Alman ismi gibi durmuyor mu?

Köyün ortasında etrafı surlarla çevrili dairesel ve belli ki daha eski bir kısım var. Küçük bir old town gibi düşünülebilir. Köyde bizden başka belki 2-3 kişi daha vardı ve kalenin çevresindeki restoranlar falan kapalıydı. O bakımdan ıssız sokaklarda gezdik diyebiliriz. Yine de surlar içerisindeki ve surların etrafında yerleşmiş evleri ve dar sokakları gezmek sakin ve keyifliydi. Öne çıkan yerler olarak surlar içerisinde yer alan Esglesia de Sant Pere d’Ullastret kilisesini, surları ve birkaç kuleyi bir de Carrer Major girişindeki yüksek çatılı yapıyı(İspanyolca’da lotja diye geçiyor. Mal alınıp-satılan bir nevi tarihi pazar alanı denilebilir) sayabiliriz.

Ullastret’te görülmesi gereken, arabayla 5 dakika mesafede yer alan bir arkeolojik alan ve müze(Museu d’Arqueologia de Catalunya – Ullastret) var. Buradaki tarihi kalıntılar Indiges denilen antik İberya halkının başkentiymiş. Indiges kelimesi de aslında yerli manasına geliyor. İberya yerlileri de diyebiliriz. Arkeolojik alanda MÖ 7.yy’dan kalma duvarları ve tarihi eserleri görebilirsiniz. Müzeye giriş 5 Euro. Daha fazla bilgiyi müzenin websitesinden alabilirsiniz.

Eğer bir seçim yapmak gerekse Peratallada, Ullastret ve Vulpellac şeklinde sıralarız. Zamandan kazanmak için Vulpellac plandan çıkarılabilir. Denize girmek için ise Begur’a çok yakın konumda yer alan Sa Tuna, Sa Riera veya Costa Brava’nın birbirinden güzel diğer yüzlerce koyundan birisini tercih edebilirsiniz.

Sa Tuna
Sa Tuna koyundan bir görüntü

Bunlara da bir göz atabilirsin

Bir yorum bırak