Anasayfa Gezi notlarıTürkiye Bozcaada: Dört Tarafı Huzurla Çevrili Kara Parçası

Bozcaada: Dört Tarafı Huzurla Çevrili Kara Parçası

yazan Ilgım
Bozcaada

Eveet yine uzun bir aradan sonra bir blog yazısını nihayet paylaştım. Ancak bu sefer yazıyı tek başıma yazmadım. Sevgili eşimde yardımcı oldu hatta büyük çoğunluğu ona ait. Emekleri için teşekkürler.

Aranın bu kadar açılmasının bir sebebi var. Bunu bir sonraki yazıda açıklığa kavuşturacağım. Şimdilik biz Bozcaada’ya yoğunlaşalım. Bozcaada gezisi, 2 günlük bir geziydi ve ada için ideal bir süre diyebiliriz. Bundan sonrası daha fazla deniz-kum-güneş keyfi demektir ve size kalmış. 

Bozcaada, Türkiye’nin üçüncü, Ege Denizi’nde ise ikinci büyük adadır. Aynı zamanda Çanakkale’ye bağlı bir ilçemiz. Nüfusu kışın 2500 civarında iken, yaz aylarında bu nüfus 5.000-10.000’lere kadar çıkabiliyor. 

Ada haritadan bakınca Çanakkale boğazına girişte önemli bir konuma sahip. Gerek mitolojik zamanlarda gerek Osmanlı döneminde, birinci dünya savaşında da adı geçiyor. Şimdilerde ise tüm savaşlardan, kavgadan gürültüden uzak huzurlu, şirin bir ada hüviyetinde. 

Adanın tarihine dair kısa bir mitolojik hikaye

Adanın eski adı Tenemos. Mitolojik tarihine bir bakış atınca, adının Tenes adlı kraldan geldiğini görüyoruz. Çok detaya girmeden bu kral bizim Poseidon’un torunuymuş. Üvey annesi buna aşık, ama karşılık alamayınca buna iftira atıyor ve babası Kyknos üvey anneye inanıp Tenes’i sandığa koydurup denize attırıyor. Poseidon da deniz tanrısı ya işte sandığı adanın kıyılarına vurduruyor. Halk Tenes’e sahip çıkıyor, Tenes de kısa sürede buranın kralı olmayı başarıyor.  Babası sonradan olayı öğrenip özür dilemek istemiş ama delikanlı Tenes buna da izin vermez. 

Bozcaada’ya Ulaşım

Bozcaada’ya ulaşım Geyikli’den feribot seferleriyle yapılıyor. Online bilet almadıysanız kuyrukta bekliyorsunuz. Biz haftaiçi gittiğimizden olsa gerek çok sıra beklemeden feribota bindik. Onlice bilet aldıysanız kuyruk beklemeden feribota alınıyorsunuz. Öncelik de online biletlilere olduğu için, feribota binememe ihtimaliniz bile var. Yani eğer yoğunluk varsa bir sonrakine binmek zorunda kalabilirsiniz.  Yaklaşık 30 dakikalık bir yolculuktan sonra Bozcaada’ya geliyorsunuz.

Feribot bileti gidiş-dönüş olarak satılıyor ve fiyatı 115 TL (Haziran 2019). Dikkat etmeniz gereken bir nokta var. Dönüş için internetten rezervasyon yapmanız gerekiyor. Aksi halde dönüşe yer bulamayabilirsiniz arabanız için. Rezervasyon için sadece Gestaş’ın sitesine girip gerekli bilgileri doldurmanız yeterli: https://online.gdu.com.tr/ 

Bozcaada’da Ulaşım

Buraya ister arabanızla ister yaya olarak gelebilirsiniz. Araba şart değil ancak olsa iyi olur diyebiliriz. Merkezde araba zaten kullanamayacaksınız. Ada içerisinde gezmek için minibüse binebilir ya da bisiklet, ATV falan kiralayabilirsiniz. ATV’nin ücretini sormama rağmen bu satırları yazarken hatırlayamadım ama sanki saati 80 lira, günlük 200 lira gibi bir şeydi. Bisiklet de sanırım günlük 25-30 TL civarındaydı. En iyisi adaya gidince bir uğrayıp sormak. 

Mesela, sabahtan ATV kiralayıp, birkaç farklı koyda denize girebilir sonra akşamında özellikle günbatımı izlemek için Polente feneri bölgesine gidebilirsiniz. 

Konaklama: Alâ Bozcaada

Instagram: https://www.instagram.com/alabozcaada/

Uzun otel aramaları sonunda kararımızı Alâ Bozcaada’dan yana kullandık. Otel açılalı daha bir ay olmuştu.

Adaya gelip 5 yıldızlı otel keyfi arıyorsanız boşuna yorulmayın. Butik şirin oteller, pansiyonlar buranın karakterine daha uygun.

[box type=”success” ] Bu tip otel/hostel rezervasyonlarını nasıl yapıyorsunuz bilmiyorum ama ben hem yurtiçi hem yurtdışında otel/hostel vs internetten bakıp karar verdikten sonra booking, hotel.com gibi sitelerden yapmak yerine mümkünse direk müessese ile irtibata geçip rezervasyonumu yapıyorum. Bu şekilde genelde fiyat daha uygun oluyor.[/box]

Daha Bozcaada’ya yoldayken otel sahibi Burçak hanım bizi telefonla aradı ve bindiğimizde ona haber verdik. Bizi iskeleye kadar karşılamaya gelip önce otoparka oradan otele kadar eşlik etti. Bozcaada’da sokaklar çok dar. Her sokağa araç giremiyor. Dolayısıyla arabanızı iyi bir yere park etmeniz ve her seferinde yer bulabilmeniz çok önemli. Bize eşlik etmesi baya bir rahatlattı. 

[photogrid ids=”1603,1602,1600″ captions=”yes” columns=”six” fullwidth=”no” ]

Kaldığımız otelin adı Alâ Bozcaada (el değiştirmeden önceki adı Casa de Vagos). Yeni sahipleri Burçak ve Orçun. Burçak hanım otelin her detayıyla ilgilenmiş. Gerçekten emek verildiği ve özen gösterildiğini görüyorsunuz. Her konuda size yardımcı oluyorlar, önerilerini sunuyorlar. Bizim kaldığımız oda biraz küçüktü ama bunu sorun etmedik çünkü zaten 2 güncük vakit geçirmeye gelmiştik. Burçak hanım odalara TV koymayı bizzat istememiş. Buraya gelenler zaten 2-3 günlüğüne geliyor bu kadar kısa süre içinde odada tıkılıp TV izlemelerini istemiyorum dedi. Biz iki gün için çift kişilik odaya 700 TL ödedik kahvaltı dahil. Buranın en keyifli yanı terası. Hele de güneş biraz yüzüne diğer tarafa dönüp de gölge çökünce, efil efil esiyor. Tasarım çok hoş. Burçak hanım’da size bir çay ikram ederse değmeyin keyfinize. Denizden sonra tam mayışmalık. 

Otel kahvaltı için Vasilaki diye bir  mekan ile anlaşmış. 

[box type=”success” ] Vasilaki aynı zamanda adada yetişen şarap yapımında kullanılan bir çeşit beyaz üzüm.[/box]

Bozcaada’da Türk & Rum Mahalleleri

Bozcaada merkezini Rum ve Türk mahallesi diye ayırıyorlar. İskeleden indikten sonra devam eden yolun sağ tarafı Rum, sol tarafı Türk mahallesi diyebiliriz. Kabaca konuşursak Türk mahallesi daha sakin, yeme içme mekanlarının daha az olduğu bir yer. Rum mahallesi ise o güzel renkli sokakların evlerin daha yoğun olduğu, rengarenk kafelerin, meyhanelerin olduğu bir yer. Biz Türk mahallesinde kalmayı tercih ettik. Böyle gece sesten gürültüden uzakta kafanız rahat ediyor. Gün içerisinde veya geceleri yemeye içmeye yine Rum mahallesine gittik. Zaten hepi topu 5 dk’ya yürüyerek geçiyorsunuz. 

Bozcaada Gezi Notları

Otele geldikten sonra Burçak hanım bize Bozcaada sokaklarını gezdirmek için eşlik etti hızlıca. Sonrasında biz kendimiz takıldık. Bi an acıktığımızı hissettik ve Adada Lokanta diye bir yere gittik. 

Güzel, temiz bir yer. Çalışanlar ilgili. Yemekleri leziz amma velakin pahalı bir yer. İki kişi 90 TL para ödedik. Macar kebabı ve Patates püreli kebabını beğendik. Tavsiye ederiz ama daha uygun mekanlar da var sulu yemek için..

Veli Dede mi Çiçek Pastanesi mi..

E adaya gelmişiz meşhur kurabiyelerden denemeden olmaz. Bu konuda insanlar genellikle iki yeri söylemiş biri Veli Dede diğeri Çiçek Pastanesi. Biz aynı gün ikisini de denedik. Ve Veli Dede’nin kurabiyelerini daha leziz bulduk. En meşhurları: 

  • Damla sakızlı bademli ada kurabiyesi
  • Tereyağli bademli ada kurabiyesi
  • Kavala kurabiyesi

Ayazma Plajı

Daha sonra denize gitmeye karar verdik. Ayazma plajında karar kıldık. Burçak hanım bize Ayazma plajına kadar eşlik etti.  Ayazma Plajı ile şehir merkezi arası araba ile 10 dakika kadar sürüyor.

Gittiğimizde plaj kalabalık değildi. Denizi temiz, dalgasız ama soğuktu. Burası tesisleşme bakımından en gelişmiş plaj olabilir. Şezlonglar akşam 5’ten sonra ücretsiz. Otopark için de para ödemedik. Plaja inmeden sağda Ayazma manastırı var. Önünde şimdi bir kafe-bar olduğu için dikkatinizi çekecektir. Deniz keyfinden sonra otele geri dönüp teras keyfi yaptık. 

[photogrid ids=”1607,1604″ captions=”yes” columns=”two” fullwidth=”no” ]

Lavantalı Dondurma

Akşam adayı şöyle bir dolanmaya çıktık. Çok farklı ve rengarenk oluyor akşamları Bozcaada. E tabi birazda esiyor. Üşüyebilirsiniz dikkat! Çiçek pastanesinin lavantalı dondurmasını deneyin diye birkaç yerde okumuştuk. Denedik ve beğenmedik 🙁

Ertesi güne Vasilaki’de kahvaltı ile başladık. Otel burasıyla anlaşmış. İki kişilik klasik bir serpme kahvaltı geliyor. Doyuyorsunuz ama sıcakları zayıf.

Bozcaada Kalesi

Kahvaltı sonrasında Bozcaada Kalesine gittik. Giriş tam 6, öğrenci için 3 TL. Saat 9’da açılıp akşam 8’de kapanıyormuş. 

Kalenin yapılış hikayesine gelince, Troya’nın meşhur olduğu zamanlarında ise birçok ticaret gemisi buradaki limana gelirmiş. Korsan gemileri de adanın limanına sığınıp bu gemilere saldırırmış. Canına tak eden Venedik ve Cenevizli gemi tüccarları adaya kaleye yaptırıp kendilerini emniyete aldırmış. Ancak uzun süre bakımsız kalmış ve adanın fethedileceğini anlayınca da kaleyi yıkıp gitmişler. 

[photogrid ids=”1629,1622,1606,1605,1599,1597,1598″ captions=”yes” columns=”six” fullwidth=”no” ]

Şimdilerde birçok yıkık dökük bir halde olsa da önemli bir tarihe sahip olduğu aşikar. İlk olarak Fatih zamanında adamakıllı bir bakım görmüş. İçeride Osmanlı döneminden kalan bazı yapılar hala görülebilir. Burası en çok da Bozcaada’yı yukarıdan izlemek için güzel. 

Bozcaada Sokakları ve Madamın Kahvesi..

Kaleden çıktık ve sokaklarda rastgele dolandık. Bozcaada’yı bu kadar popüler hale getiren sevimli evlerini ve sokaklarını..

[photogrid ids=”1638,1636,1633,1627,1630,1631,1624,1621,1618,1611,1612,1615,1608″ captions=”yes” columns=”six” fullwidth=”no” ]

Dolana dolana Madamın Kahvesine gittik. Burası gerçekten çok minnoş bir yer. Yunan müzikleri ve Yunan ezgileri olan Türkçe şarkılar çalıyorlar. Biz iki kahve içtik. Buranın ada esintisi kahvesi meşhur. İçinde dağ çileği ve portakal var. Aromadan dolayı daha hafif içimli bir Türk kahvesi olarak anlatabiliriz. İki kahveye 20 TL ödedik.  

Bozcaada Kent Müzesi

Buradan çıkıp Meryem Ana Kilisesini geçip kent müzesine gittik. Kilise ziyarete kapalıydı. Kent müzesine giriş için ise iki kişi 20 TL ödedik. Küçük ama dolu dolu bir müze. Bozcaada’ya ait fotoğraflar, Ara Güler’in çektiği fotoğraflar, insanların bağışladığı eşyalar ve Bozcaada’ya dair her şeyi burada bulabilirsiniz. Ayrıca alt katı sizi çocukluğunuza götürecek nostaljik izler taşıyor. Burası zamanın kaymakamı Bilal Bozdemir tarafından 2006 yılında Hakan Gürüney’e tahsis edilmiş. Hakan bey burayı kendi imkanlarıyla doldurmuş ve geliştirmiş. Mutlaka görün deriz.

Akvaryum Koyu, Ayana Koyu ve diğerleri

Müzeyi gezdikten sonra arabayla sahil şeridini takip ettik ve Akvaryum koyuna gittik. Burası arabayla yaklaşık 15 dakika sürüyor. Küçük bir koy ve Ayazma’ya göre daha sıcak geldi bize. Suyu çok berrak ve temiz. Ayazmaya göre daha çabuk derinleşiyor. Buraya giden yollar bozuk dikkat etmek gerekiyor. Biz hafta içi gitmemize rağmen gerçekten çok kalabalıktı. Denildiği kadar tenha bir yer kesinlikle değil. Şezlong, şemsiye vs yok. Sadece “denizin içinde” marketimsi bir şey var 🙂

[slider ids=”1635,1634,1628,1623,1614,1613,1596″ fullwidth=”yes” captions=”yes” ]

Deniz keyfi yaptıktan sonra çıktık ve adayı keşfe devam ettik. Turlarken Ayana, Beylik gibi bir sürü koy görebilirsiniz ve bu koylarda tek tük insan var. Yolda giderken telefonunuza bir mesaj geliyor. Yunanistan’a hoşgeldiniz. Bu mesajı görünce biraz şaşırıyor biraz üzülüyorsunuz. Ulan o 12 ada yok mu!

Eğer merkeze daha yakın ve tesisi olan bir yer istiyorsanız Neco Beach’i deneyebilirsiniz.

Bağ Yolu

Sahilden Ayazma Plajı’na kadar geldik. Burayı es geçip ilerlemeye devam ettik. İlerde başka plajlarda mevcut. Bizim dikkatimizi ise Bağ yolu çekti. Çeşit çeşit üzümlerin yetiştirildiği bu bağ yolunu yürüyerek, ATV ile veya bisikletle gezebilirsiniz. Üzümler hakkında konulan bilgi levhaları da aydınlatıcı. Üzüm bağlarını ziyaret ve şarap tadımını içeren turlar da var adada ancak bizim ilgimizi çekmedi. 

[photogrid ids=”1616,1617″ captions=”yes” columns=”two” fullwidth=”no” ]

Bozcaada’da Gün batımı

Adadaki en meşhur aktivite bu olsa gerek. Herkes de bir gün batımı aşkı. Biz de klişelerden kaçmadık ve kendimizi Polente feneri yollarına vurduk. Araba ile 15 dk falan mesafededir. Yol çok kötü değil. Burası denize sıfır yarlardan oluşan bir alan. Harika yar ve deniz manzarası var. Rüzgar gülleri ve bölgeye adının veren Polente feneri biraz daha uzakta kalıyor. 

Yer bulamama sorunsalını çok anlayamadım burada. Bir iki dakika fazla yürüyüp uygun bir yer bulabilirsiniz. Aracınızı çok ilerilere bırakmamanızı tavsiye ederiz. Ayvalık Şeytan Sofrası’nda da aynı taktiği uygulamıştık. Çok içeri girince bu sefer çıkış işkenceye dönüyor. Biraz başlara bırakıp yolun gerisini yürümek daha mantıklı. 

Buraya öteberinizle gelin. Tesis falan yok tabiki. Şarap mı meyve suyu mu, pasta börek, kurabiye mi ne istiyorsanız getirin. Tercihen kamp sandalyesi hayatınızı kurtarır ama bizim piknik örtüsü vardı bir sorun yaşamadık. 

[photogrid ids=”1649,1626,1625,1620″ captions=”yes” columns=”six” fullwidth=”no” ]

Gelelim gün batımına.. Bizim şansımıza biraz bulutlu bir havaydı. Ama öyle olmasaydı da eşsiz tecrübeydi falan diyemeyeceğiz. Biraz abartılmıyor mu olay? Benim için bir Kadıköy’de oturup Sultanahmet’in Ayasofya’nın ardında renk cümbüşü içindeki o gün batımını izlemek hala daha güzel!

Adada sular mı kesik! 

Ada turu yaptıktan sonra otele döndük ki ne görelim sular yok! Anakarada boru patlamış bu yüzden uzun süre su verilememiş. Sorun etmedik ve yemek yemeye gittik. 

Hikotakis

Burçak hanım bizim ricamız üzerine kendilerinin de gittiği ve beğendiği Hikotakis’te bize yer ayırtmıştı. Akşam 22.30 civarı gittik mekana. Sokak arasında güzel bir mekan. Çalışanlar gayet ilgiliydi. Adı Yunan olsa da sahibi Türk. Çünkü Hikotakis mekanın sahibinin arkadaşıymış. Sahibi arkadaşını onurlandırmak için buraya adını vermiş. Fiyatları “ada şartlarında” normal denilebilir. İki kişi az alkol ile 210 tl ödedik. Meyve tabağı veya salata ikram olarak geliyor.

Menü: 

  • Girit ezmesi (Normal)
  • Deniz lokumu (içinde ağırlıklı levrek) (Çok iyi)
  • İstiridye mantarı ve karides (Çok iyi)
  • Atom (Güzel acı :))
  • Kabak çiçeği dolması (ııh)

[slider ids=”1632,1619″ fullwidth=”yes” captions=”yes” ]

Adada yas: 25 yıl sonra yaşanan bir elim olay ve meşhur Salhane 

Buradan Salhane’ye geldik. Salhane kaç senedir var bilmiyorum ama herkesin bildiği eski bir mekan. Çok özel bir konumu var. Arkasını dağa yaslamış, kayalıkların dibinde denize sıfır. Önündeki biraz yüksekçe kalan kayalığın üzerine minderler atmışlar. Buraya eşinizle, sevgilinizle çıkıp uzanmak ve yıldızları izlemek unutulmaz bir deneyim. Biraz da çakır keyifseniz.. 

[photogrid ids=”1601″ captions=”yes” columns=”two” fullwidth=”no” ]

Salhane’de gece 12’den sonra 90’lar gecesi oluyormuş biz bunu duyunca bir gidelim dedik fakat adada 25 yıl sonra ilk defa bir cinayet olmuş. Ada yasta. Biz gitmeden 2 gün önce Adanın çocuklarından taksici Ramazan, Bianca isimli mekanın orada Ada’dan olmayan bir grup tarafından dövülerek öldürülmüş 🙁 Bu yüzden ikinci bir emre kadar müzikli eğlence olmayacağını öğrendik. Biz oradayken de Bianca isimli mekan kapanmış ve önünde bir grup polis sürekli bekliyordu. 

Haber bağlantısı

Ertesi gün kalktık ve Vasilaki’de kahvaltı yaptık oradan hemen feribota bindik (Rezervasyon yaptırmayı unutmayın). 

Bozcaada biz de güzel izler bırakan keyifli bir gezi oldu. Herkese bu güzel adaya gitmeyi tavsiye ederiz!

You may also like

Bir Cevap Yazın