Anasayfa Gezi notları Haftasonu Kaçamağı: Gaziantep ve Halfeti Gezi Notları

Haftasonu Kaçamağı: Gaziantep ve Halfeti Gezi Notları

yazan Ender

Karşınızda ülkemizin ilk gastronomi şehri Gaziantep!

Bu yazı komple bir rehber niteliği taşımıyor. 3 günlük Gaziantep gezimize dair acı, tatlı, lezzetli, pahalı, ucuz yaşadığımız tecrübeleri aktarıyor olacağım. Önce bazı notlar ve uyarılar:

  • Gitmeden önce en çok duyduğum şikayet pahalılıktı. Gastronomi şehri olarak resmen tanındıktan sonra, fiyatlarda anormal bir yükseliş olmuş. Bu konuda yerel halk en az biz yerli turistler kadar şikayetçi.
  • Eğer sadece haftasonu şehir merkezinde gezeriz diyorsanız araç kiralamaya gerek yok. Biz 3 günlük bir tur yaptık ve Halfeti’ye gittiğimiz için 1 gün araç kiraladık.
  • Herhalde en az planlı gezdiğim gezilerden biri oldu. Neredeyse öğlene doğru uyanıp anlık kararlarla ilerledik. İmam Çağdaş, Güllüoğlu gibi en bilindik mekanlara gitmedik.
  • Gittiğimiz 3-4 farklı kebapçı/ciğercide menü yoktu. Genelde girişte kasanın arkasında fiyat listesi asıyorlar. Mekanlara girerken bu listeye bir göz atmakta fayda var.
  • Masaya oturunca yetkili bir abi gelip anlatmaya başlıyor. Mide ve göz açlığı, bilmemezlik, garsonun turist olduğunuzu anlayıp sizi gazlamasıyla birleşince bir anda “karışık kebap” söyleme ihtimaliniz artıyor. Biz bu yanlışı yaptık siz yapmayın. Karışık kebap söylemeyin. Bizim gözlemimiz, kebaplar miktar olarak dürüm içeriği kadar geliyor ancak hesapta karşınıza porsiyon cinsinden yazılıyor. Haliyle de kol gibi hesap karşınıza çıkıyor. Tavsiyem dürüm söyleyip farklı şeylerin tadına bakın. Genelde dürümler 14-17 lira arası değişiyor, porsiyonlar ise bunun 2 katı.
  • Salata tüm mekanlarda otomatik geliyor masaya ve ekstra bir ücret ödemiyorsunuz.
  • Akşam 9’dan sonra çok az mekan açık kalıyor. Kış olması da bundan bir etkendir tabi.
  • Şans mıdır bilmiyorum ancak gittiğimiz tüm mekanlarda çalışanlar çok saygılıydı. Bu yorumu Hatay’daki mekanlar için de yapmıştım. Sanırım bazı şeyler oralarda hala ölmemiş.
  • Hışvahan’da sıra, Bayazhan’da ise fasıl geceleri oluyormuş. Fasıl için ekstra bir ücret talep edilmiyormuş. Hışvahan’da ise sıra gecesi için 150 TL’lik bir fiyat aldık ama içerisinde ne dahildir çok kurcalamadık.

Gittiğimiz iyi kötü tüm mekan önerilerini Antepli arkadaşımdan aldım. Başka blog vs etkisi yoktur 🙂

Gaziantep’te Konaklama

Kendimi de şaşırtarak uzun süre sonra bir otelde kaldım. Şehrin merkezindeki İbis Hotel’i tercih ettik. En büyük sebep tabii ki ucuz fiyattı. Hotels.com’dan 2 kişi 3 gece 289 TL’ye aldık. Baya iyi değil mi?

Gaziantep’te Araç Kiralama

Antep’te araç kiralama işlemini Ekspress Oto Kiralama’da yaptık. Sebep hem fiyat olarak uygun olması hem de bir günlük kiralamalarıydı. 2017 model Fiat Egea Dizel araç kirası günlük 109 TL’ye geldi. 250 KM’lik günlük sınır var. Halfeti’ye git gel sonra havaalanına git için yeterli bir sınır.

Telefonda ve sonrasında dükkanda konuştuğum kişi sanıyorum patrondu ve hayatımda bu kadar kibar ve düzgün Türkçe konuşmasıyla beni şaşırtan nadir insanlardan oldu 🙂 Araç kiralamasanız da arayın bir konuşun bence 😀

Beğendiğim bir diğer nokta ise kiralama işlemi için ödemeyi internetten yapabiliyorsunuz. Bir siber güvenlikçi olarak bir araç kiralama web sitesine güvenmem ancak ödeme işlemini Paynet diye bir hizmetten almışlar. Böylece kredi kartını firma ile paylaşmak durumunda kalmıyorsunuz.

Gaziantep’te Yeme-İçme

Yediğimiz içtiğimiz tüm mekanları aşağıda listeledim.

Mutfak Sanatları Merkezi

Antep mutfağını kebaptan ibaret sananlara ise üzücü bir haber vereyim. Mideler yanacak! Bağırsaklar isyan edecek! Gezinin son ve altın vuruşunu yaptığımız nokta Mutfak Sanatları Merkezi tam bir “must do”.

2 gün boyunca buraya gelişi, yeri biraz ters diye ertelemiştik ve Antep’ten ayrılırken gideriz demiştik. Hata yapmışız. O kadar kebaba abanacağımıza, gerçek Antep yemeklerini burada çok daha ucuza yiyebilirmişiz. Burası Büyükşehir Belediyesi’nin bir müessesesi. UNESCO ile ortak bir proje dahilinde çalışıyor. Mutfağında Gaziantep yemeklerinde uzman kişiler çalışıyor. Mekan temiz ve şık, hizmet hızlı ve saygılı.

Yemeklere ve sunumlara ise biz bayıldık. Menü her hafta değişiyormuş. Bugünlerde geçerli olan enflasyona karşı %10 indirimiyle beraber 2 kişi 70 TL’ye geldi. Fikir vermesi açısından yemek ve menü fotolarını ekledim. Aşağıdaki fotoğrafa tıklayıp diğer fotoğraflara ve menülere erişebilirsinizDileyenler https://mutfaksanatlarimerkezi.com.tr/ adresinden detaylı bilgi alabilir.

 

Bayazhan Restaurant

Gaziantep’in restorasyon görüp hizmete açılmış en klas hanlarından bir tanesi Bayazhan. Diğeri ise Hışvahan.

Eski hanın içerisinde restoran, pub, kafe, kutnucu(Antep bölgesine özgü bir dokuma/kumaş çeşidi, baya meşhurmuş) ve küçük birkaç sanat atölyesi dikkat çekiyor.

Buraya ilk gün klasik serpme kahvaltı yapmaya gittik. Cumartesi öğlene doğru gittik ve koskoca handaki tek müşteri bizdik. İçkili bir mekan olduğu için genelde akşamları yoğun oluyormuş. Kahvaltı içinse pazar sabahları biraz daha yoğunmuş.

Gelelim kahvaltıya.. Mekan, hizmet, çeşitlilik, lezzet hepsini üst üste koyunca en iyi kahvaltı listemizde birinci sıraya yerleşti.

Gaziantep’e özgü zahter salatası, sacda açılmış incecik hamur işi(adını bilemedim), küspe, adını bilmediğim ama pek lezzetli tahin-pekmez karışımı, tadını herhalde hiç unutmayacağımız peynirli Antep böreği, süzme yoğurt(kaymak da problem varmış onun yerine özür olarak getirdiler), Antep peyniri (aman tuzlamadan yemeyin sıfır tuzlu geliyor) klasik kahvaltı öğelerine ekstralardı diyebiliriz. Kişi başı 40 TL’lik bir ücreti var.

Ciğerci Albay

Otelden aldığımız tavsiyeyle Cuma gecesi ilk iş buraya gittik. Yukarıda bahsettiğim bilmemezlik duygusuyla karışık kebap söyledik. Karışıkta adana, ciğer, kuşbaşı, tavuk geliyor. Lezzet olarak iyiydi.

Ciğerci Mustafa

Küşleme ve boğazaltı yedik. Boğazaltı oldukça yağlı bir kebap türü. Ben sevdim ama herkese hitap etmeyebilir. Küşleme ise  iyiydi.

Tahmis Kahvesi

Yüzlerce yıllık mazisi olan bir kahvehane. Manası “kahve dövülen yer” olan tahmis, Mevlevihane’ye gelir getirmesi amacıyla kurulmuş ve Bağdat seferine giderken 4. Murat’ı ağırladığı rivayet ediliyor. Şimdilerde karşılıklı 2 mekanda hizmet veriyor. Asıl mekan biraz daha sakin, yolun karşısındaki mekan ise biraz daha genç nüfus ağırlıklı hareketliydi. Biz gittiğimizde sadece çay ve menengiç kahvesi ikram ediliyordu. Ama normalde menü daha zenginmiş. Mutlaka uğrayıp bir menengiç kahvesi içilmeli.

Tarihi Kır Kahvesi

Kale’nin alt bölgesinde yer alan şirin bir kahvehane. Birçok çeşit çay, kahve, nargile çeşidi var. Kebap sonrası çaylanma için buraya gelinebilir.

Katmerci Cumali Usta

Katmer ile kahvaltı deneyimi yaşayalım deyip buraya geldik. Mekan küçük 4-5 masa anca var.

Katmer fırında biraz fazla kalmış ve kurumuştu. Tadı mükemmeldi diyemeyeceğim ama gideri vardı. Katmer 20 TL.

Çıtır Lahmacun

En meşhur lahmacuncu. Yeri çok merkezi. Sofradaki en büyük fark salatadaki turp ve ekstradan servis edilen patlıcan.  Patlıcan sevenler veya denemek isteyenler için, patlıcanı lahmacunun ortasına koyup çatalın poposuyla iyice ezip yayıyorsunuz. Sonra dür ve ham yap. Lahmacun fiyatı sanıyorum 7 lira idi.

Habeş Dürüm (Nohut dürümcü)

Burası ilk görüşte girmediğimiz bir yerdi. Çünkü içerisi silme erkekti ve nasıl bir mekan diye düşündürdü. Sonra burasının methini duyunca bir girelim içeri dedik. Meğersek aile katı üst kattaymış. Aşağı kat self servisken, yukarı katta çocuklar sipariş alıyor. Midem tepeleme dolu olmasına rağmen bir dürüm yiyebildim. Nohut dürüme karşı biraz önyargım vardı ama şahsen beğendim. Hem de fiyatı sadece 5 TL’ydi.

Yesemek Kebap

Antep’te istemediğiniz kadar kebapçı var. Ünlüler arasında olan Sabri Usta ve Kelebek’i gezdikten sonra en son Yesemek’te kaldık. Aslında burada lahmacun da var zannederek oturduk, olmadığını öğrenince bir daha kalkmadık.

Sokaklarda doğru düzgün kimse yokken kebapçıların ful çekmesi ilginçti. Son zamanlarda insanlar daha fazla dışarda yer olmuş. Yesemek ünlü kebapçılardan olsa da bir numarası yoktu bize göre. Aksine pahalı bir deneyim oldu. Burada patlıcan kebabı ve beyran denedik. Tercihinizi diğer mekanlarda deneyebilirsiniz.

Koçak Baklava

Gaziantep’te baklava konusunda marka noktalardan birisi. Uçağa yetişmek için hızlıca paket yaptırıp çıktık. Baklavayı yiyenler beğendi emme çok pahalı, hele de benim gibi tatlı sevmeyen birisi için. 1.5 kilosu 140 TL gibi bir paraya geldi.

Gaziantep’de Gezilesi Müzeler ve Tarihi Turistik Alanlar

Gaziantep uzun süre sadece kebaba sarılarak ayakta kalmış gibi. Tarihi ile ilgili son senelere kadar yatırım yapılmamış. Yine de tarihinden arta kalan bazı bölgeler hala turistlerin ilgisini çekebilir. Şehir merkezinde kale ve çevresi en gözde kısım. Bey mahallesi, Bakırcılar çarşısı, kale, hanlar görülmesi gereken yerler arasında kalıyor.

Kaleden şehre kuşbakışı pek iç açıcı görüntüler yok. Çarpık kentleşmenin klasik bir tezahürü. Son yıllarda eski yapıların korunması konusunda çalışmalar yapılmış ama biraz geç kalınmış.

Kale çevresi ve Bey mahallesi çevresinde irili ufaklı birçok müze var. Müzeler genel olarak büyük çaplı olmadığı için 20-30 dakikada gezebiliyorsunuz. Böylece hem sıkılmıyor hem de vakti güzel değerlendirip yediklerinizi sindiriyorsunuz 🙂

Tarihi yerlere geçmeden bizi en çok şaşırtan noktalardan birisini söyleyeyim. Bey mahallesinde Slovenya konsolosluğu olduğunu gördük. Oha ne alaka dedik tabi. İnternetten araştırınca Gaziantepli bir öğrencinin Slovenya’da ödül alması sonrası Slovenya ve Gaziantep arasında bir yakınlaşma başlamış ve gençler birbirlerini sevmiş. İş konsolosluk açmaya kadar gitmiş 🙂 Ahan da kanıtı:

Bayazhan Gaziantep Kent Müzesi

Bu müze çok verimli hazırlanmış ve şehrin birçok açıdan tam bir özeti. Gaziantep hakkında tarihinden, sporuna, siyasetinden, yemeklerine oradan zanaatlarına kadar farklı konularda fikir sahibi oluyorsunuz. Bayazhan’a da gitmişseniz mutlaka uğrayın derim.

Kendirli Kilisesi

Bayazhan’dan Bey Mahallesi’ne doğru yol alırken bir bina dikkatimizi çekti. Şimdilerde kültür merkezi olarak kullanılan bu yapı önceden bir kiliseymiş. Ermeniler tarafında en son 1898 yılında yapılan haliyle duruyor. Tabii ki içi restorasyondan dolayı kilise ile alakası kalmamış. Kilisenin üzerinde (sanıyorum Gaziantep’in işgal döneminden kalma) mermi izleri görülebilir.

Burada çok tatlı bir olay yaşadık. Mekanın içine bakmak için girince içeride bir çalışma gördük. Görevli akşama konser olduğunu söyledi. Bilet nerede satılıyor biz de alabilir miyiz dedik ama kalmamıştı. Tam binadan çıkmıştık ki birisi arkamızdan yetişti ve konsere gitmek ister misiniz, isterseniz adımı söyleyip içeri girebilirsiniz dedi. O şaşkınlık ve mutlulukla evet tabii geliriz dedik. Meğersek abi(Sami idi sanırım) akşam konser verecek olan gruptanmış. Grubun adı Hayal Band. Gaziantepli ve Suriyeli müzisyenlerin barış, kardeşlik, dostluk için gönüllü olarak bir araya geldiği bir oluşum. Daha önce tanımasak da bazı şarkıları, türküleri hiç bilmesek de bütün dinleyicileri coşturmayı başardılar.

Bu tip müzikleri sevenler bakabilir : https://www.youtube.com/watch?v=iri2SEjVgxo

Bey Mahallesi ve müzeler

Buranın Avrupa’daki o daracık sokaklı eski şehirlere öykünen bir yapısı var. Onun da ötesinde Atatürk’ün kimliğe kayıt edildiği tarihi bir mahalle. Buradaki avlulu 2 katlı evlere Hayad adı veriliyor. Bu evlere eski Antep evleri deniliyor ama Ermeni evleri demek daha doğru bir ifade olur. Hayad kelimesinin Ermenice “avlu” manasına gelmesi de buna bir işaret.

Bu dar sokaklı tarihi mahalle de ziyaret edilesi 3 müze var: Oyuncak müzesi, Atatürk Anı müzesi ve Hasan Süzer Etnografya Müzesi.

Oyuncak müzesi, Sunay Akın’ın oyuncak müzesinden sonra tatmin etmeyebilir ancak beklentilerimin üzerinde çeşitliliğe ve düzene sahipti. Buraya kadar gelmişken şans verilmeli.

Atatürk Anı Müzesi‘nde, Atatürk’ün Gaziantep’i ziyaretinde kullandığı yatak ve bazı eşyalar var. Bunun dışında Atatürk’le alakalı pek de bir şey yok.

Etnografya müzesini tadilatta olduğu için ziyaret edemedik.

Kurtuluş Cami

Surp Asdvadzadzin (Aziz Meryem Ana) Katedrali olarak inşa edilen bu yapı, Ermeniler şehirden sürüldükten sonra hapishaneye çevrilmiş. 1980’li darbe dönemlerinde en meşhur işkence merkezlerinden birisi olmuş. Sonrasında ise temizlenip, ıslah edilmiş ve 1988’den itibaren cami olarak hizmet veriyor. Şimdilerde Gaziantep Müzesi’nde saklanan kilise çanı, Londra’da yaşayan bir Ermeni tarafından Brezilya’da yaptırılmış.

Denilene göre Gaziantep’te çok fazla tünel varmış. Söylentilerden birisi de bu caminin solundan kaleye doğru giden bir tünel olduğuna dair. Tabi bunu işaret eden bir şey göremedik.

Bu güzel eseri mutlaka görmek gerekir.