Anasayfa Gezi notlarıAvrupa Valencia Gezi Notları – Paella’nın Anavatanına Yolculuk

Valencia Gezi Notları – Paella’nın Anavatanına Yolculuk

yazan Ilgım

Siz hala paella yemediniz mi? O halde sizi İspanya deyince akla gelmesi gereken en önemli iki yemekten birisi olan paella’nın doğduğu memlekete götürelim ve Valencia gezi notlarımızı paylaşalım..

Valencia, İspanya’nın doğusunda yer alan bir Akdeniz şehri. Aynı zamanda Valencia özerk bölgesinin başkenti ve en İspanya’nın üçüncü büyük şehridir. Dil bakımından İspanyolca yoğun olarak kullanılsa da halkın yarısı Katalanca’nın bir lehçesi olarak kabul edilen Valencian dilini de bilir.

MÖ 138 yılında Romalılar tarafından kurulmuş olan Valencia’nın anlamı Latince güç, kuvvet anlamına gelmekteymiş. Romalılar’dan sonra pek çok kültüre ev sahipliği yapan Valencia, 714 yılında Arapların hakimiyetine girmiş ve çok uzun süre Müslümanların yaşadığı bir şehir olmuştur.

İlginç bilgi

Türkçe ve İspanyolca alfabedeki sesler bakımından büyük benzerlikler gösterir. Birçok kelimeyi Türkçe gibi okuyabilirsiniz.

Tabiki bazı farklılıklar da var. Mesela “V” harfi İspanyolca’da “B” olarak okunur. Bu nedenle İspanyollar Valencia’yı “Balensia” diye okurlar.

İspanyolca’daki diğer bir kural ise yanyana gelmiş iki “L” harfinin “Y” olarak okunması. Mesela “Paella”, “Paeya” olarak okunur.  Üstteki iki kuralı bir arada görelim: Villa kelimesi “Biya” olarak okunur.

Valencia’ya ulaşım

Barcelona’dan;

İspanya’da otobüs ve tren fiyat tarifeleri uçaklardaki gibi sürekli değişiyor ve eğer erken almazsanız pahalıya geliyor.

Araç kiralama ise İspanya’da çok uygun fiyatlara bulabilseniz de otobanlar ve otopark ücretleri canınızı yakabilir. Ücretleri tam hatırlamasak da Barcelona Valencia arası otoban ücreti nereden baksanız 30 euro tutar.

İspanya’da neresi olursa olsun otopark, otoban ücretini araştırmadan araç kiralamayın!

Biz Valencia’ya Barcelona’dan gittik ve yukarıdaki nedenlerden dolayı BlablaCar’ı kullandık. İki kişi gidiş için 42 euro, dönüş için 49 euro ödedik. Yolculuğumuz 3.5-4 saat civarı sürdü.

Barcelona’dan otobüs ve tren seferleri için; https://www.rome2rio.com/map/Valencia-Spain/Barcelona ya da https://www.omio.com/buses/barcelona/valencia  adreslerine tıklayabilirsiniz ya da googlelayın..

Türkiye’den;

Türkiye’den Valencia’ya THY’nin direkt uçuşları bulunmakta. Yolculuk yaklaşık 4 saat sürmekte. Havaalanı şehir merkezine 8 km uzaklıkta bulunuyor. Şehir merkezine ulaşım için 3 nolu hattı(yani kırmızı hat) veya 5 nolu hattı(yani mavi hattı) kullanabilirsiniz. Biletler 4.90 euro. İkinci seçenek 150 nolu otobüs veya aerobus. Aerobus her yirmi dakikada bir kalkıyor. Ücreti 2.50 euro. 150 nolu hat için ücret 1.05 euro. Son seçenek ise taksi.

Havalimanından şehre ulaşım için bu ve benzeri bilgileri http://www.valencia-cityguide.com/tourist-information/transport/transport-from-the-airport-to-the-city.html  adresinden bulabilirsiniz.

El Palmar’a Ulaşım

El Palmar köyüne şehir merkezindeki Porte de la Mar durağından 25 nolu otobüs kalkıyor. Yolculuk yaklaşık 45 dakika sürüyor ve kişi başı 1.5 euro ödüyorsunuz.

Sefer saatlerini ve duraklarını Moovit uygulamasında görebilirsiniz. Websitesinden bakmak isterseniz: https://moovitapp.com/valencia-1669/lines/25/490932/3876171/en

Valencia’da Ulaşım

Valencia’da ulaşım gelişmiş. İstediğiniz yere kolayca otobüs, metro, bisiklet ile ulaşabilirsiniz.  Ayrıca Valencia’da görülmesi gereken yerler birbirine yakın olduğundan her yere yürüyerek gidebilirsiniz. Biz bir tek El palmar köyüne gitmek için otobüs kullandık onun dışında her yere yürüyerek gittik. Bu yüzden de herhangi bir turist kart ya da ulaşım kartı almadık. Ama almak isteyenler ya da merak edenler için söylüyorum VLC diye bir turist kartı var. Ve 24, 48, 72 saat geçerlilik süreleri var. Otobüs, metro ve tramvaya bu süreler içinde ücretsiz binebiliyorsunuz. Bunun yanı sıra VLC kart bazı müzelere ücretsiz veya indirimli giriş, şehir içi turlarda ve rehberli turlarda indirim sağlıyor. Bu kartı havalimanından temin ediyorsunuz. Fiyatları güncel olarak şu şekilde : 24 saatlik için 13.50 euro, 48 saatlik için 18 euro ve 72 saatlik için 22.50 euro.

https://www.visitvalencia.com/en/shop/valencia-tourist-card/valencia-tourist-card  adresinden gerekli bilgilere ulaşabilirsiniz.

Valencia’da Konaklama

Valencia’da konaklamak için çoğu zaman olduğu gibi Airbnb kullandık. İki kişi iki gece için 55 euro ödedik. Ev “Camí Fondo” bölgesindeydi. Eski şehre yürüme 20-30 dk civarı sürüyordu.

Airbnb ile ilk konaklamanızda 225 TL(34 Euro) indirim kazanmak için Airbnb indirim kodu bağlantısına tıklayıp kayıt olabilirsiniz.

Gezi Programımız

Valencia’da 2.5 gün kaldık.

Takvimler kasım ayını göstermeye başladığı için denize girme planımız yoktu. Yine de sahil, plaj nasılmış görmek için ilk gün Platja del Cabanyal (Cabanyal plajı) tarafını gezdik. Böylece oraya gidene kadar Valencia’nın turistik olmayan yerlerini de görmüş olduk. Zaman zaman acaba Türkiye’de miyiz acaba diye düşünmedik değil 🙂 Plajdan sonra buranın en ünlü yapısı olan Bilim ve Sanat müzesine kadar yürüyerek geldik. Burada gün batımı harikaydı!

2.gün Turia’dan başlayıp eski şehre doğru yol alıp tarihi yerleri gezdik. Akşamında paellanın anavatanı El Palmar’a paella yemeye gittik.

3. gün ise Russafa ve eski şehirde önceki gün göremediğimiz yerleri görmeye gittik.

Valencia Gezilecek Yerler

Valencia birçok Avrupa şehri gibi yürünerek, zaman zaman eski dar sokaklarda kaybolarak gezilmesi gereken bir şehir. Muhteşem bir bahçe, uçsuz bucaksız kumsal, leziz paella, havalı binalar ve sokaklarıyla Valencia..

Santa Maria del Mar Kilisesi

Sahile inene kadar bir sürü ara sokaktan dolaşıp en son Avinguda del Port’a (Liman caddesi) çıktık. Bu kilise de işte bu cadde üzerinde. Kıyıya yakın bir bölgede yer alan bu kilise, 17. yüzyılda yapılmış. Biz gittiğimizde kapalı idi o yüzden içeri giremedik. Yine de dışarıdan güzel bir görüntüsü var.

Limandaki Saat Kulesi (Edificio del reloj del Puerto de Valencia)

Gittiğimiz vakit restorasyonda olsa da hem bina hem de saat kulesi çok şık duruyor. 1916 yılında yapılmış ve şehrin kültür mirasları arasında gösteriliyor.

Cabanyal Plajı

Valencia’da çantaları bıraktıktan sonra ilk yaptığımız şey sahile gitmek oldu. Haritadan bakınca bu sahilde birçok farklı isimde plaj olduğunu gördük. Cabanyal, Malva-rossa, Alboraia, Patacona.. Aslında hepsi birbirinin devamı..

Burası bizim bu zamana kadar gördüğümüz plajlar arasında en büyüğü olabilir. Hem boylamasına hem enlemesine kocaman bir plaj. Biz kasım ayında gittiğimizden denize giremedik, su gerçekten soğuktu. Tek tük denize giren insanlar vardı ama çoğunluk ya güneşleniyor ya da bizim yaptığımız gibi ayakkabılarını ellerine alıp kumda yürüyorlardı. Plajın kumu gerçekten çok çok ince, ayağınızın altından bir şeyler eriyip gidiyor gibi hissediyorsunuz. Deniz soğuk olsa da dalgasız ve temizdi. Eğer yazın geliyorsanız kesinlikle gelin buraya.

Sahile inene kadar “bu memlekette insan mı yok ya?” sorusunun cevabını da varınca almış olduk. Plajın yanında palmiyeler altında güzel bir kordon ve bir sürü kafe, restoran mevcut. Meğerse millet buraya hücum etmiş 🙂

Turia Bahçesi

Valencia ilginçtir bir Akdeniz şehri olmasına rağmen şehir merkezi deniz kıyısında yer almıyor. Denizden birazcık içeriye Turia nehrinin kıyısına kurulmuş. Bu bahçenin ise şöyle bir hikayesi var;

Turia nehri yarattığı sellerle meşhurmuş. Valencia’da oldukça düz bir memleket olduğu için defalarca sel felaketi ile yüzleşmiş. 1957 yılında ise en büyüğü gelmiş ve Valencia’ya ciddi oranda zarar vermiş. Yetkililer de bir daha böyle bir durumun yaşanmaması için nehrin güzergahını değiştirmişler.

Önceden nehrin aktığı bu yer günümüzde insanların hoş vakit geçirebileceği, bisiklete binip yürüyüş yapabileceği, banklarda ve çimlerde oturabileceği kocaman ve çok hoş  park olmuş. Burası Valencia’nın tam göbeğinde ve yemyeşil bir alan. Özellike bitki örtüsü bana çok sık ve coşkulu geldi.

Şehri selden kurtarmak bir yana, böylesine sosyal, kültürel, bilimsel, spor aktiviteleriyle dolu dolu bir parkı şehre hediye ettikleri için yetkilileri tebrik etmek gerekiyor. İstatistikler de bizi yanıltmıyor; Turia bahçesi İspanya’nın en çok ziyaret edilen parkıymış.

Bilim ve Sanat Kompleksi (Ciudad de las Artes y las Ciencias)

Bilim ve sanat şehri olarak yapılan bu kompleks ünlü mimar Santiago Calatrava tarafından tasarlanmış ve 350.000 metrekare alana sahip. Burası bizce Valencia için bir nimet. Gayet başarılı ve görkemli. Kompleks, 5 binadan oluşuyor. Bunlar ;

  • Palau de las Arts Reina Sofia: Opera ve konser salonlarının olduğu bina.
  • L’Oceanografic: Burası binlerce canlıyı barındıran kocaman bir akvaryum.
  • L’Hemisferic: Göz biçiminde tasarlanmış bir yapı ve içinde IMAX sinema bulunuyor.
  • Museo de Ciencias de Principe Felipe (Bilim Müzesi): Çok farklı konularda örneğin uzay bilimi, botanik gibi konularda eğitici öğretici öğelerin bulunduğu bir müze.
  • L’Umbracle: Uzun bir iskelet şeklinde tasarlanmış bir yapı ve içerisinde dünyanın her yerinden gelmiş bitkileri bulunduruyor.

Bu binaları gezebileceğiniz gibi dışarıyı da gezebilirsiniz. Binaların önünde yer alan çok büyük bir havuz var. Ayrıca bu havuzlardan birinde çocuklar için bir etkinlik alanı da vardı. Çocuklar kocaman balonların içine girip görevli tarafından suya ittiriliveriyor. Ücreti yanlış hatırlamıyorsam 10 dakikası 3 euro idi.

Ayrıca bu binalara  girmek istiyorsanız belli bir ücreti de gözden çıkarmalısınız. Güncel ve doğru bilgiye https://tickets.cac.es/internetCAC/home.do?language=ca  adresinden ulaşabilirsiniz.

Colon Pazarı (Mercado de Colon)

Şehrin bilindik ve modernist yapılarından birisi burası. 1914 yılında Francisco Mora tarafından tasarlanmış. Binanın renkli modernist kısımları Parc Güell ve La Sagrada Familia’yı anımsatıyor.

İçerisinde restoranlar, kafeler, şarap evleri var. Biz buraya sabah gittik ve o saatte bazı insanlar kahvaltı yapıyorlardı (kahvaltı dediysem de bunların kahvaltı anlayışları kahve ve kruvasan oluyor.) bazıları ise o saatte şarap içmeye başlamıştı.

http://mercadocolon.es/ bu linkten bu alanın tarihsel gelişimini , kat planını ve diğer tüm bilgileri bulabilirsiniz.

Don Juan De Austria Caddesi

Burası Valencia’nın en hareketli ve sağlı sollu mağazaların, kafelerin, barların olduğu bir cadde. Yolunuzu buraya düşürüp bu kısa ama şık caddeyi gezin mutlaka. Kahvaltı niyetine yediğimiz bocadilloyu(İspanyol sandvici) da burada yemiştik.

Plaza de Toros 

Burası bir boğa arenası ve kapasitesi 12 bin kişi. 1850-1859 yılları arasında inşa edilmiş. Ayrıca burada matadorların kıyafetlerinin sergilendiği bir müze(Museo Taurino) de bulunmakta.

Arenayla ilgili güncel giriş ücretlerine ve her türlü bilgiye sahip olmak için https://tickets.lasventastour.com/en  adresine tıklayabilirsiniz.

Bu arenanın tam yan tarafında ise görüntüsüyle bizi mest eden València Nord tren istasyonu var.

Ajuntament de València (Valencia Belediye Binası)

Şimdi belediye binası deyince çok ezik gözüküyor ama çook klas bir bina. Gittiğimiz vakit güneş de beyaz binanın üzerine vuruyordu, harika bir görüntüsü vardı.

Burası Plaza de Ayuntamiento yani Belediye Meydanı üzerinde bulunuyor. Belediye binası 1704 yılında inşa edilmiş. İçerisinde şehir müzesini barındırıyor. Şehir müzesine giriş ücretsiz. Ziyaret günleri ve saatleri; Pazartesiden cumaya saat sabah 9’dan öğleden sonra 3’e kadar.

Meydanın diğer tarafında ise tüm ihtişamı ile Correus(postane binası) karşınıza çıkıyor. Biz bu iki yapıyı da çok beğendik.

Museo Valenciano de la Ilustración y la Modernidad (İllüstrasyon Müzesi)

Programımızda olmasına rağmen giremedik çünkü restorasyon çalışması vardı. Çok bilgi veremiyoruz. Bilgi almak için linke tıklayabilirsiniz. http://www.muvim.es/va/pagina/que-muvim

Mercat Central (Merkez Pazar)

Burası Valencia’nın merkez pazarı. Modern tarzda yapılmış, çok güzel ve görkemli bir yapı. Gittiğimizde çok çok kalabalıktı; iğne atsan yere düşmüyor dedikleri bu olsa gerek. Bu pazarda sebze, meyve, et, balık, kuruyemiş ve kadınların yapmış olduğu ev yemekleri satılıyor. Pazarın websitesinde istediğiniz şeyi seçerseniz size kimler, nerede satıyor gösteriyor.

Uygun fiyatlara atıştırmalıklar, karışık meyve bardakları bulabilirsiniz.

Central market hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak için https://www.mercadocentralvalencia.es/ linkine tıklayabilirsiniz.

Pazarın çevrimiçi haritası için: https://www.mercadocentralvalencia.es/Mercado/PlanoSVG?PuestoId=203

La Lonja De Seda (Tarihi İpek Loncası)

Burası tarihi ipek borsası binası ve üç bölümden oluşuyor. Ana salon, ticaret mahkemesi ve kule. Ana salon denilen bölüm kocaman sarmal sütunları ile ünlü. Ticaret mahkemesi, kurallara uymayan tüccarların yargılandığı bölüm. Kule denilen bölüm ise suçlu tüccarların hapse atıldığı yer. Ortada ise ufak, sevimli bir avlusu var.

İçeride öyle aman aman bir şey yok ancak giriş ücretinin makul olduğunu düşünürsek girilebilir. Özellikle uzun bir yürüyüşten sonra serin serin oturmak için ideal 🙂 Merdivenle çıkılan kısımdaki tavan işlemeleri de dikkat çekici.

Giriş, pazar ve tatillerde ücretsiz. Diğer günler 2 euro. Net hatırlamasak da öğrenci 1 euro olabilir.

Burası UNESCO tarafından da dünya mirası ilan edilmiş.

San Nicolas Kilisesi